Prof. Dr. Engin Oral


Online Ziyaretçi Sayısı:9

Vali Konağı Cad. Saroğlu Apt. No:83 Kat:3 D:10 Nişantaşı - İstanbul Krokiyi görüntülemek için tıklayınız
Tel : 0212 343 20 00 - 343 20 01
Faks : 0212 343 20 02
Cep : 0533 397 50 46
Eposta eoral@enginoral.com

Florya Cad. Şenlikköy Mah. Seren Apt. No : 8
K : 2 D : 5 Florya - İstanbul Krokiyi görüntülemek için tıklayınız
Tel : 0212 663 88 98
Faks : 0212 663 98 77
Cep : 0530 542 77 24
Eposta : eoral@enginoral.com

Hoşgeldiniz
 16.12.2017

/ Ağustos 2011
 Günümüzden bir kahraman

Esim Asli telefon açtigi sirada biletleri hazirlamistim. Hazir doguma daha zaman varken iki günlügüne bir arkadasimin Marmara Adasi´ndaki evine gidip biraz dinlenmek istiyorduk. Zor bir hamilelik dönemi geçiyordu, ikinci ayda konan papillar tiroid kanseri teshisi (çok önem arz eden bir hastalik olmadigi halde kanser tanisi bizi üzmeye yetmisti), sonrasinda bilekteki karpal tünel sendromu, daha sonrasi siddetli grip yüzünden iki kez hastanelere tasinmak, bir dolu ufak tefek aksilik, insanin hayatinda çok zaman denk gelebilecegi seyler de olsa bu zor dönemde sikinti yaratmisti. Söyle gidip, deniz kenarinda bir evde, hiç degilse iki güncük... Sesi çok kötüydü, Engin Hocanin kontrolünden sonra evde bulusacaktik. Nisantasi´nda bir yerde oturmus, çay içiyormus ama nasil da kötü konusuyor, agladi aglayacak... Biraz üsteleyince döküldü: Hoca çocugu kaybetme ihtimali bile olabilir dedi, suratima kapadi telefonu. Anladim ki agliyor, konusamayacak; insanin sevdiklerinin aglamasina dayanmasi nasil da zordur. Bir iki dakika bekledim, saskinligimi üzerimden atamiyordum. Arayamadim, her sey iyi gidiyordu üç bes haftadir, ne olmustu ki simdi birdenbire, öylece kalakalmistim. Ofisten çiktim. Arka tarafta bir bahçemiz var, oraya indim. Hava günesli, aksamüstü. Kizimin adini bile belirlemisiz, hayaller kurmusuz. Insan ne garip! Bizi bekleyen zor günlerin hiç farkinda degildik... Kendimi toplayip, sesimi düzelterek aradim Asli´yi.
Küçügümüzün anne karninda yasadigi ortamda var olan su epeyce azalmis. Bazen, bazi kadinlarda, sebebi belirsiz, olurmus böyle. Çocugu kaybetme riski, erken dogum riski varmis. Kaybetmek... Kaybetmek diyordu telefonda ve inanamiyordum. Bekle dedim, oraya geliyorum. Bir semte hiç bu kadar telasla, heyecanla geldigimi animsamiyorum. Metroda ne yapacagimi bilmemenin telasi. Oturduk, çay içtik, sakinlestik biraz, Engin Hoca bir hafta sonraya tekrar kontrole bekliyordu...

Buradan uzun uzun anlatmaya gerek var mi? Kizim Nar´in akcigerlerinin olusmaya basladigi dönemdeydik. Baska bir doktor, belki de çocuga bir sey olmasin diye kendini garantiye alabilmek için hemen ertesi gün ameliyat diyebilir, küçügümüz belki de haftalarca yogun bakimda kalabilirdi. Nelerden konusabiliyor insan, yasam ne garip...
Engin Oral o gün karsimiza geçti, ben bir risk alacagim çocuklar, dedi. Bilim, sezgi, güç, rasyonel akil, bir insanin isine bunca inanmis olmasi, bir insanin isinden baska yasami olmamasi ve insanin isinin, bu dünyadaki en mucizevi olayin birebir takipçiligi olmasi... Asagi yukari on yedi gün bekledik, daha da fazla olabilir. Kizim Nar´in akcigerleri, Engin Amcasinin düzenli kontrolleri, risk alma bilgisi, isindeki uzmanligi, gösterdigi bilim adami titizligi sayesinde anne karninda, o suyu gittikçe azalmis ortamda, hareketlerinin kisitlanmasi pahasina, doganin hükmüne karsi koymadan, ölümle inatlasa inatlasa olustu, gelisti.
Bir randevuya gidiyorduk, ardindan üç gün daha duralim diyordu Engin Oral. Yine gidiyorduk, iki gün daha bekleyecegiz çocuklar. Yeni bir bulusma: Arkadaslar bir hafta daha! Nasil karar verebiliyordu, nasil bunca riski alabiliyordu, biliyorum geceleri çoktandir rahat uyuyamiyordur. Insan bunca yükle çok zorlanir herhalde.
Nasil günler geçirdigimizi anlatmaya güç yeter mi? Nar´in içerde oynayip oynamadigini kontrol etmek, bir anne adayinin saatler boyu içini dinleyerek geçirdigi anlar dile kolay... Anlatmasi kolay geliyor da nasil yasandi acaba? Biz miydik bunlari yasayan... Sonra vakit geldi çatti. Tamam çocuklar, diyordu Engin Hoca, artik dört gün içinde bu isin bitmesi gerek, çocugu kaybetme riskimiz artiyor. Esimin heyecanini animsiyorum, hemen atilip dört gün sonra yapalim o zaman deyisini. Telasimi animsiyorum; bunca gün beklemisiz, ya bir sey olursa! "Bize ne önerirsiniz hocam?" Sormak gerekiyordu artik, durum zaten çoktandir bizi asmisti, bizim hayat bilgimizi, deneyimimizi... Orada dedigi seyi hiç unutmuyorum, Asli´ya bakarak her zamanki samimiyetiyle gülümsedi: "Kendi karim da olsa, kiz kardesim de olsa bu isi iki gün içinde bitirmek gerek derdim..." Ne diyorsa o olmaliydi! Hastanin doktoruna güvenmesi, doktorun hastasini yeri geldiginde kendi ailesinden biri gibi görebilmesi, tibbin sektöre dönüstügü, insanlarin hastaliginin çokluk kâr nesnesi olarak görüldügü bunca hain bir dünyada nasil da özel, önemliydi...

Evet, o günlerin üzerinden iki ay geçti, Nar bugün yarin üçüncü ayina basacak. Yogun bakimda sadece bir buçuk gün kaldi, o da vücut isisini ayarlayamadigi, dogum aninda soka girdigi için. Solunum cihazina hiç baglanmadi. Hayatimizin en güzel armagani... Sadece bir buçuk gün, bunun nasil bir nimet oldugunu zamanla anladik. Ameliyattan sonra bir gece on bir buçukta hastanedeki odamiza geldi Hoca. Yorgunluktan sizmis, uykulu bir halde dinledim onu, her zamanki gibi çabucak geldi, çabucak gitti, çok isi olan insanlardan, isiyle yasayanlardan biri... Giderken ben böyle çocuklari daha çok severim diyor, gülüyordu: Dirençli olur bunlar, savasçi olur, inatçi olur, zorluklar içinde büyümüslerdir çünkü.
O eski güzel roman kahramanlarinin o güpgüzel atlara binip gittigi bir çagi yasiyoruz biliyorsunuz, iste en azindan ben, kendi adima Engin Oral´in o insanlardan, o sövalye duygulu, isinin âsigi insanlardan oldugunu düsünüyorum ve onun inatla burada kaldigini.

Nar da, Asli da, ben de önce hayatin inanilmaz gücüne, sonra da Engin Oral´a hep sükran duyacagiz...

Acıbadem SigortaBaşak Groupama SigortaAxa Oyak SigortaAnadolu SigortaGüneş SigortaAk Sigorta
Mapfre Genel Yaşam SigortaErgo İsviçre SigortaCGM CompuGroup
Prof. Dr. Engin Oral anlaşmalı sağlık kuruluşlarıdır.